Ana Sayfa  
25.04.2014 Cuma
İSTANBUL KISA TANITIM

Boğaziçi Köprüsü

İstanbul Boğazı üzerinde Ortaköy ile Beylerbeyi semtleri arasında yer alan asma köprü Avrupa ve Asya kıtalarını ayıran İstanbul Boğazı'ndan karşıdan karşıya geçişi sağlayan ilk köprüdür. Ortaköy ile Beylerbeyi arasındadır. 29 Ekim 1973'te zamanın cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından hizmete açılmıştır.

İstanbul Portalı >> İstanbul >> Mekanlar >>İstanbul 'un Çarşıları
İstanbul'u Tanıyalım Harika İstanbul Çağlar Boyu İstanbul Eserleri İlçeleri ve Doğal Güzellikleri İstanbul'u Yaşamak

İstanbul'u Yaşamak
Sunset Grill&Bar
Lacivert Restoran
Hotel Daphnis
İstanbul'da Kahvehaneler
İstanbul'un Çarşıları
A'jia Otel ve Restoran
The President Hotel
Fener Lokantası
Feriye Lokantası
Ozan Restaurant
360 İstanbul
Şarki Lezzetler
Paysage Restaurant
Nanna Restaurant
Balık Noktası


İstanbul'un Çarşıları

 

Sipahi Çarşısı

Sipahi Çarşısı

Bugün Arasta Pazarı ya da turistik adıyla Arasta Baza-ar diye adlandırılan bu çarşı Sultan Ahmet Külliyesi'nin bir uzantısı olarak inşa edilmiştir. Çarşı, Sultan Ahmet Külliyesi'nin güney tarafındadır. Sipahi Çarşısı, İstanbul'un, Osmanlı döneminde meydana gelen büyük yangınlarında tahrip olmuş, uzun süre harabe halinde kalmıştır. Bir süre gecekondular tarafından işgal edilen çarşı 19801i yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından boşaltılarak restore edilmiş ve yeniden faaliyete sokulmuştur. İki tarafına muntazam dükkanlar sıralanmış uzun bir sokaktan oluşan tarihi çarşıda, bugün elde dokuma antika halılar ve çeşitli turistik eşyalar satılmaktadır.

Mısır Çarşısı

İstanbul’un ikinci büyük kapalı çarşısı olan Mısır Çarşısı, Eminönü’nde bulunan Yeni Cami Külliyesi’nin bir parçası olarak 1663-64 yılında inşa edilmiştir. Mimarı, Osmanlı tarihinde yapımı en uzun süren cami olarak tanınan (60 yıl) Yeni Cami’nin inşaatını tamamlayan Hassa Başmimarı Mustafa Ağa’dır. 1691 ve 1940 yıllarında geçirdiği iki büyük yangında önemli ölçüde hasar gören çarşı son şeklini 1940 yılında İstanbul Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyonda almıştır. İlk dönemlerde çarşıya ‘Valide Çarşısı’ ya da ‘Yeni Çarşı’ adı verilmişse de, daha çok Mısır’dan getirilen malların satıldığı bir yer olması nedeniyle 18. Yüzyılın ortalarından itibaren Mısır Çarşısı olarak anılmaya başlanmıştır. Çarşının, bugün bazıları kullanılmayan 6 kapısı vardır. Mısır Çarşısı, başlangıçta aktarlar ile pamukçu ve yorgancılara tahsis edilmiş iken özellikle 70’li yıllardan itibaren aktar dükkanlara hızla azalmış, bunların yerine kuyumcu, kasap, kuruyemişçi, manifaturacı, kunduracı dükkanları açılmıştır.

Kapalıçarşı

İstanbul’un en eski çarşılarından biri olan Kapalıçarşı, Nuruosmaniye ile Beyazıt Camileri arasındaki geniş alana kurulmuştur. Çarşının nüvesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından fetihten hemen sonra Ayasofya Camii’ne gelir sağlamak amacıyla inşa edilmiş olan 2 taş bedestendir. Daha sonra yapılan ilavelerle genişleyen Kapalıçarşı’nın Fatih tarafından kurulan iki bedesteni, Cevahir ve Sandal Bedesteni olarak bilinir. Kapalıçarşı da, İstanbul’daki bir çok tarihi yapı gibi, zaman zaman İstanbul’un büyük yangınlarında ve depremlerde hasar görmüş ve defalarca onarılmıştır. Kapalıçarşı, 30,7 hektarlık bir alanı kaplamakta ve 61 sokaktan oluşmaktadır.

Yaklaşık 1500 metrekarelik bir alana kurulu olun İç bedesten ile 1300 metrekarelik bir yer kaplayan Sandal Bedesteni çarşının yarı müstakil bölümleridir. Çarşının çevresi, yine çarşının birer parçasını oluşturan hanlarla çevrilidir. Binlerce dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı içindeki 61 sokak ve caddenin çoğu, Fesçiler, Serpuşçular, Tuğcular, Feraceciler, Perdahçılar, Terlikçiler, Kuyumcular, Aynacılar, Kalpakçılar gibi, mesleklere göre isimlendirilmiştir. Bugün de geçmişteki canlılığını koruyan Kapalıçarşı, İstanbul’a gelen ünlü ve ünsüz bir çok yabancının ilgi odağı olmuştur. Batılı yazarlar, seyahatname ve anılarında Kapalıçarşı’ya geniş yer ayırmışlardır.

Sahaflar Çarşısı

Sahaflar Çarşısı, İstanbul'un, Osmanlı döneminden bugüne kadar yaşayabilmiş en eski kitapçı çarşısıdır. Çarşı, Kapalı Çarşı'nın Fesçiler Kapısı ile Bayazıt Cami-i arasında yer alır. Osmanlı döneminde, medreselerin çevrelerinde medrese öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılayan sahaf dükkanları bulunurdu. Kapalı Çarşı'nın inşaatı 1460'larda tamamlandığında, çarşıdaki dükkanların bir kısmı da sahaflara tahsis edildi. Sahafların Kapalı Çarşı'dan çıkıp bugün bulundukları yere taşınmalarının sebebi, 1894'teki büyük İstanbul depreminde Kapalı Çarşı'da meydana gelen büyük yangındı. Sözcük anlamıyla "sahaf elden düşme kitap alıp, satan kişidir. Sahaflık, medrese Öğrencilerinin 15 ve 16. yüzyıllarda Fatih ve Beyazıt gibi büyük camilerin etrafında kitap alım satımı yapmaları ile başladı. Eskiden sahaflar Kapalı Çarşı' nın içinde şimdi yorgancıların bulunduğu yerdeydi. En kıymetli yazmaların, minyatürlü kitapların pazarıydı burası. Evliya Çelebi 'ye göre burada elli kitapçı dükkanı ve üç yüze yakın çalışan vardı. Sahaflar, bugün meslek odaları, ya da dernek olarak adlandırılan, belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içinde bulunduran Sahaflar Loncasına bağlıydı. Sahaflar çırak, kalfa, ustalık dönemlerini geçirmek zorundaydılar. Sahaf dükkanları diğer esnaf dükkanları gibi dua ile açılır, dua ile kapanırdı.

Kapalı ÇarşıOsmanlı yaşantısında her loncanın, her esnaf grubunun bir piri vardı. Sahafların da piri ilk kitapçılardan olduğu söylenen Basralı Abdullah Yetimi Efendidir. O dönemde yazma kitaplar bugünkü tabirle moda olduğu için sahaflar etrafında genellikle hattatlar, mücellitler, müzehhepler, kağıtçılar, kalemtıraşçılar, mürekkepçiler organize olurdu. Sahaflar Kâhyasının dükkanındaki kitapların mezadı cuma ve salı günleri yapılırdı. Nadide kitaplar elden ele dolaşır, meşhur mezatlara işten anlayanlar, kitap sevenler katılırdı. Bohçacı adı verilen bazı kimseler de nâdir yazmaları, minyatürlü nüshaları çok para karşılığı kitap meraklılarının konaklarına götürüp satarlardı. ibrahim Müteferrika 1920'li yıllarda matbaayı, Osmanlının hizmetine sunmasıyla XVI. Yüzyılın sonlarında Cevheri'nin yazıp, Müderris Mehmet Efendi'nin Arapça'dan Osmanlıca'ya çevirdiği Vankulu Lügati, 1727 yılında ilk basılan kitaplar arasında yerini alır. Türkiye'ye matbaanın gelmesine karşılık, Sahaflar uzun süre basılı kitaba ilgi göstermediler. Dükkanlarının yanındaki hattatlara yazmaları çoğalttırmaya devam ettiler.

Bu konuda, XVII. Yüzyılda Fransız sefaretinin tercümanı olan A.Galland, sahaflık ile ilgili izlenimlerini bakın nasıl dile getiriyor: "Türklerin matbaa kitaptan zevk almadıklarını sözüme ilave etmeliyim. Basma kitabın okunmasının daha kolay olduğunu kabul etmekle beraber, işlek olmayan bir yazıyla yazılmış olsa bile Türkler yazma kitapları en iyi basmalara tercih ediyorlar. İstanbul'da bir kitapçıda Ibn-i Sina'nın basma eserlerini gördüm. Bu kitap Arap harfleriyle basılanların en güzeli, yazısı el yazısına en yakını olduğu halde, uzun bir müddet satılamadı. Halbuki, aynı kitabın yazma nüshaları gerek tanıdığım bir kitapçı, gerek diğer kitapçılar tarafından ve gayet pahalı olarak satılmaktaydılar" . Geçmiş günlerin sahafları kitap meraklılarının, yazarların, bilim adamlarının sık sık uğradıkları sohbet ettikleri, edebi ve ilmi yerlerdi. Eski Sahaf ustalarının çok belirgin bir özelliği de; kitabı parayı çok verene değil, o konunun ilgilisine satmalarıydı.
 
 
Mimar Sinan Çarşısı
 
Hakimiyet-i Milliye Caddesi üzerindedir. Tam karşısında ve yol aşırı yerde Gülfem Hatun Camii vardır. Sağ tarafındaki eski adı Boyacı Sokağı olan yola, 1934'de ismi verilmiştir. Sultan II. Selim'in eşi ve Sultan III. Murat'ın annesi Nurbânu Valide Sultan tarafından yaptırılmıştır. Nurbânu Sultan için camii bahsine bakınız. Mimar Sinan'ın bu eşsiz eseri 1583 yılında Toptaşı Cami'ine gelir olarak inşa olunmuştur.
 
Tezkiretü'l Ebniye'de Mimar Sinan'ın eserleri arasında gösterilmiştir. Evliya Çelebi bu hamamdan "Çarşı içinde olan Çarşı Hamamı gayet ferah, havası hoş, yapısı hoş bir hamamdır. Sevimli, dilber, temiz tellâkları ve mavi peştemalları vardır" diye bahseder. Ayvansarayî Hafız Hüseyin Efendi'de, "Toptaşı Valide-i Atik Camii yakınında olan çifte hamam ile Üsküdar'da vaki Valide-i Cedid Camii yakınında Yeşildirekli Hamam" şeklinde adı geçer. Bu yeşil direğin hamamın camekânında veya dış kapısının yanında olduğu sanılmaktadır. Şehzadebaşı Camii avlu duvarı köşesine de böyle yeşil bir sütun, Mimar Sinan tarafından dikilmiştir ki, elan bakidir.
 
1932 yılında Gümülcine eşrafından, gayet zengin bir kimse olan, merhum Mehmet Bozkurt Bey tarafından satın alınmıştır. Bu zat, hamamın cephesinde bulunan salaş ilâveleri kaldırmış ve cadde boyuna üç dükkân yaptırmıştı. Mavi Köşe ismiyle bilinen bu dükkânlar 1958 yılında yıktırılmıştır. Esas hamam kısmı bir marangoza kiraya verilmiş ve külhan kısmı da garaj olmuştu. Aynı sene Menderes İmarı'nda üç dükkân ile beraber hamamın erkekler ve kadınlar kısmının camekânları istimlâk edilmiştir. Mehmet Bey, 1962 yılında hamamı şimdiki şekliyle restore ettirmiş ve Mimar Sinan Çarşısı adıyla işletmeye açmıştır. Bu Beyefendi sayesinde Üsküdar tarihi bir eser kazanmıştır.
 
 
 
Şehr-i İstanbul Dergisi
 
 
 

 








İSTANBUL


 


Tasarım ve yayın İstanbul Valiliği Bilgi İşlem Şube Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır.
İstanbul Valiliği - Ankara Caddesi 34410 Cağaloğlu-Fatih/İstanbul
Telefon No: +90 212 455 59 00    Faks No: +90 212 512 20 86

Ana Sayfa | Şehir | Ulaşım | Harika İstanbul | Şehir Haritası